![]() |
| Bereket |
- Allah'tan gelen bir lütuf olarak yiyecek, para vb. bitebilen ya da az olan şeylerin alışılandan veya beklenilenden daha uzun süre gitmesi: Allah bereket verdi mi bir şey bitmez. Peygamber Efendimiz az bir yemekle üç yüz kişiyi doyurmuştu. (M. E. Coşan)
- Bolluk, gürlük, ongunluk: Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket (O. V. Kanık).
- İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı olarak: Bereket erken geldiler.
- (halk dilinde) Yağmur: Kırk gün bereket yağdı. Yağmura hasret bozkırlar su ile yıkandı. (M. Çınar)
- Bereketli:
- Alışılandan veya beklenilenden fazla olan; az iken çok yerine geçen, artağan, mübarek: Besmele, helal bir işe başlarken, Allah'ın adını anmak ve bu adla işe başlayarak işin hayırlı ve bereketli olması için dua etmek anlamına gelir.
- Bol, çok: Ama emekleri boşa gitmemişti, hasat umduklarından da bereketliydi.
- Verimli, mümbit: Irmaklar boyunca yılda en az iki kez hasat veren bereketli topraklarda yaşarlar. (A. O. Muş)
Bereket ile ilgili deyimler ve anlamları
İçinde veya anlamında "bereket" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:
- Bereket ki (Bereket versin ki): İyi ki, Allah'a şükür ki, Allahtan: Bereket ki, birkaç tabip dostum imdadıma yetişti. Beni hastaneye kaldırdılar (N. F. Kısakürek). Bereket versin ki; bu salgın Türk topraklarına ulaşmamıştır. (H. E. Avcı)
- Bereket versin:
- Para alan kimsenin söylediği iyi dilek sözü: Adam parayı verince, bereket versin ağa, Allah uzun ömür versin ağa, demeyi unutma. (M. İzgü)
- Bir kimsenin bir durumdan hoşnutluğunu anlatan söz: Bereket versin ki, karşısına teşhisi müşkül bir hastalık çıkmadı. (Y. K. Karaosmanoğlu)
- Bereketi Allah'tan (Bereketini gör): "Bereket versin" diyen satıcıya alıcının verdiği karşılık: "Siftahınız benden, bereketi Allah'tan" diyerek, iki dilim kek satın aldı (E. Özsoyman). Allah kârını artırsın. Bereketini gör. (İ. Hinçer)
- Bereketli ola!: Yemek yemekte olanlara ya da ürünlerini devşirenlere söylenen iyi dilek sözü: Yemek mi yiyordunuz? dedi. Bereketli ola (T. Apaydın). Hasadınız bereketli ola Dursun Efendi.
- Allah (bin bir) bereket versin: Kazancın artması ve Allah'a şükretme duygusunu belirtir: Velinimet bildiği müşterisiyle "Siftah senden bereket Allah'tan" diyerek başladığı alış verişini "Allah bereket versin" niyazı ile tamamlıyordu. (H. Bilecik)
- Allah taşına toprağına bereket versin: Bir yerin bolluk ve verim içinde olmasını dilemek için söylenir: Allah, taşına toprağına bereket versin. Bu çarşıda işe atıldım, bu çarşıda kazandım ve yine bu çarşıda zengin oldum.
- Allah'a şükür: "Hamdolsun", "bereket versin" gibi, durumdan hoşnut olunduğunu anlatır: "Allah'a şükür bir işimiz var da çalışıyoruz. İş bulamayanlar da var!" (N. Aytürk). Bakışlarında huzur ve sükûn vardı. "Allah'a şükür, iyiyim!" dedi. (P. Safa)





