Gırla, (teklifsiz konuşmada) alabildiğine, çok fazla demektir: O köşkte uşaklar, bahçıvanlar gırla (H. Taner). Herifte mal, mülk, para, gırla (K. Öztopçu). Yalan, iftira, fitne, desise mi istersin; gırla... (Ç. Yetkin)
- Gırla gitmek: (deyim)
- Uzun sürmek, sürüp gitmek: Şarkılar, hikayeler gırla gidiyor; gece yarılarına kadar eğlenip, çene çalınıyordu. (B. Ak)
- Pek çok olmak, bol bol ortaya dökülüp harcanmak: Güzel bir kır düğünü ile Elif'i evlendirdiler. Düğünde, davullar zurnalar, paralar, yemekler, içecekler, gırla gitti. (İlgili cümle kaynağı: P. Ülgen)
Soru/Yorum Gönder