Göğüs nedir? Göğüslemek ne demektir? Göğüs ile ilgili atasözü deyimler ve anlamları

Güncellenme: Soru/Yorum: 0
  1. Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve yürek, akciğer gibi organları içine alan bölümü.
  2. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.
  3. (mecazi) Meme.
  • Göğüslemek:
    1. Göğüsle zorlamak.
    2. Karşısına çıkıp engel olmak: Bütün zorlukları cesaretle göğüsledi.

Göğüs ile ilgili deyimler ve anlamları

İçinde "göğüs" kelimesi geçen deyimler, açıklamaları ve örnek cümleler:

  • Göğüs bağır açık: Özensiz bir kılıkta: Saçlar ve sakallar karmakarışık ve düzensiz bir halde, göğüs bağır açık, ayağında bir terlik, dizlerinde bir pantolon ve sırtında, kolasız amiyane bir gömlek vardı. (V. Günyol)
  • Göğüs geçirmek: İçini çekmek, üzüntüyle derin soluk almak: Onun da "Çiçek Kız" olduğu zamanlar yok muydu. "Eeh!." diye göğüs geçirdi yürürken. (Ş. Kurdakul)
  • (bir şeye) Göğüs germek: (Bir acıya, bir güçlüğe) Katlanmak, dayanıp karşı koymak: Uzun süre hem hayatın hem de müşriklerin baskısına tek başına göğüs gerdi. (H. Kara)
  • Göğüs göğüse: Karşı karşıya, yüz yüze, birbirini göğüsleyecek durumda: Çok geçmeden iki ordu göğüs göğüse geldi. Şimdi yalnız kılıçlarla kargılar işliyordu. (H. N. Atsız)
  • Göğüs vermek: Eziyete, sıkıntıya katlanmak, tahammül etmek: Bir genç azmi ve metaneti ile felâkete göğüs verdi. (H. C. Yalçın)
  • Göğsü daralmak: Sıkıntıdan nefes alamayacak duruma gelmek: "Elçilerimiz Lût'a gelince, göğsü daraldı ve "Bu çetin bir gündür!" dedi. (Hud Suresinden)
  • Göğsü kabarmak: Birinin ya da kendi başarısından övünç duymak: Hele alkışları duymaya başlayınca göğsü kabardı da kabardı. Başı nerdeyse göğe değecekti. (İlgili cümle kaynağı: A. E. Kavaklı)
  • Göğsü körük gibi işlemek (inip kalkmak): Kızgınlık, yorgunluk gibi nedenlerle sık ve derin derin solumak: Pehlivan durdurduğu kalabalıktan birkaç adım ileride tek başına dikiliyordu, nefes alırken göğsü körük gibi inip kalkıyordu. (A. Tunç)
  • Göğsünü gere gere:
    1. Kendine iyice güvenerek: Kendisi gizlenip, askerlere "yürüyün" emrini vermez, en önde göğsünü gere gere düşmanın üzerine giderdi. (M. Niyazi)
    2. Övünerek: Ve bir kurşun gelirde beni alırsa, göğsünü gere gere anlat beni çocuklara olur mu sevgilim... (Ö. Altıntaş)
  • Göğsünü kabartmak: Bir olay dolayısıyla kıvanç duygusunu ortaya koymak, övünmek: Terzi "Ne de yaman adamsın be!" diye göğsünü kabarttı, kendi kahramanlığına hayran kaldı. (M. Ö. Sezer)
  • (bir şeye karşı) Göğsünü germek: Göğsünü siper etmek, zarar görmesi istenmeyen bir şeyi korumak için fedakarlıklarda bulunmak: Çanakkale'de kimdi göğsünü geren asker? Katıksız lokma ile düşmanı seren asker? (S. D. Savel)
  • Göğsünü yırtmak: Coşkunluğunu ortaya koymak, coşmak, cıvıldamak: Kendini yerden yere atarak, göğsünü bağrını yırtarak hayatının rolünü oynadı. (A. Tunç)

Göğüs ile ilgili atasözleri ve anlamları

İçinde "göğüs" sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları:

  • Dağlı göğsünden, şehirli gözünden ısınır: Farklı kültürlere ve yaşam tarzlarına sahip insanların farklı şeylerden zevk aldığını ve farklı şekillerde mutlu olduğunu ifade eder.